logo


Astroloji'de Gezegenler

Güneş yıldızının ve diğer gezegenlerin hepsinin günlük hayatımızda ve astroloji de önemli bir yeri vardır. Her burcun kendi yöneticisi olan bir gezegeni vardır. Ayrıca tüm gezegenler diğer burçlardan geçiş yaparken belirli özellikler verirler.

Gezegen sistemimizin kalbi sayılan Güneş, vücudumuzda kalbi ve omuriliği yönetir. Astrolojide Güneş Aslan burcunun yöneticisidir. Güneş "erkek" bir yıldız sayılır, babalık ve otorite kavramlarını kendisinde toplar. Babanızı, erkek patronunuzu, önemli erkek müşterilerinizi, hayatınızda önem taşıyan erkekleri, şu anki erkek arkadaşınızı ve erkek çocuğunuzu temsil eder.

Güneş sizi etkilemeyen herhangi bir gezegeni aydınlatır ve doğruları yansıtır. Onun için Güneş'in yıldız haritanızda diğer gezegenlerle olan açıları, ilişkisi siz ve geleceğinizle ilgili çok şeyler anlatır.

GEZEGENLER, olaylara ve olayların oluşuna sebep olan birincil astrolojik temsilcilerdir. insanoğlunun gökyüzünde gözlemlediği, anlamaya çalıştığı ilk nesneler, gezegenler olmuştur. Yüzyıllar boyunca, gezegenlere farklı kültürler tarafından birçok değişik isimler verilmiştir. Bu isimler o kültürdeki mitolojik tanrıların isimlerinden esinlenerek konmuştur. Bu isimlerin bazıları şunlardır:

SATÜRN --> Kronos, Paoenon, Falcifer

JÜPİTER --> Phaeton, Zeus

MARS --> Ares, Pyrois, Mavors, Gravidus

GÜNEŞ --> Titon, Ilios, Phoebus, Apollo, Paeon, Osyris

VENÜS --> Cytheria, Afrodit, Erycina

MERKÜR --> Hermes, Stilbone, Cyllenius, Archas

AY --> Luna, Lucina, Cynthia, Diana, Phoebe, Proserpina, Noctiluea, Latona

Gezegenler olmasaydı, burçlar kendi özel etkilerini sadece çok genel bir biçimde gösterirlerdi. Burcun belirli bir ev ya da evlerdeki etkisini tespit edemezdik. Bir burç, bir evin girişinde var olabilir, ama bu yalnızca burcun belirli bir eve bağlı olduğunu gösterir. Bir burcun herhangi bir evle ilişkisinde nasıl işleyeceğini bilmek için, gezegenlere gerek vardır. Bağlantıları burçlar değil, gezegenler kurar. Gezegenler, olaylara ve olayların oluşuna sebep olan birincil astrolojik faktörlerdir. Burçların ve evlerin içinde inisiyatifi alan ve aktif olan, gezegenlerdir.

1. Gezegenlerin Burçlar Üzerinde Etkisi

Burçlar, evler içerisinde yerleşmiş gezegenlerin doğalarını nasıl ortaya koyacakları konusuna açıklık getirirler. Genel anlamda gezegenler "ne?", evler "nerede?" ve burçlar "nasıl?" sorularının cevaplarını saptayabilmemizi sağlar. Örneğin, Merkür Boğa'da ve 9. evdeyse, harita sahibinin dinsel konulardaki düşünceleri veya genel anlamda hayat görüşleri kolay değişmez, sabittir. Burada "ne?" sorusunun cevabını Merkür verecektir: Düşünceler. "Nasıl?" sorusunun cevabını Boğa burcu verecektir: Kolay değişmeyen, sabit bir şekilde. "Nerede?" sorusunun cevabını ise 9. ev verecektir: Hayat görüşlerinde ve inançlarında. Bir başka örneğe bakarsak, 6. evde ve Kova'daki Mars, kişinin hastalıklarının inatçı ve kolay iyileşmeyen cinsten olduğunu gösterebilir. Bu yerleşim aynı zamanda, harita sahibinin yanında çalışanların, ideolojilerini ve fikirlerini biraz keskin ve çatışmacı biçimde ortaya koyduklarını gösterir.

Bir gezegenin bir burç ile arasındaki ilişki, bir işveren ile çalışanının arasındaki ilişkisi gibidir. Çalışan, işverene hizmet eder. Gezegen, içinde bulunduğu burca ve bu burcun yöneticisine çalışır. İçinde bulunduğu burç, bir gezegenin nasıl çalışacağını belirler. Gezegenler, Zodyak burçlarının etkisinin niteliğini belirler ve bir burcun etkisini belirli bir eve taşıyan araçlar gibidirler.

Bir gezegenin nasıl davranacağını, kendi doğasını ne şekilde göstereceğini anlamak için, o gezegenin Zodyak durumuna ve yerleşimine bakmak gerekir. (Bir gezegenin gücü (asaleti) veya güçsüzlüğü, açılan ve kendi yöneticisi ile ilişkisi, onun Zodyak durumunu gösterir.) Bir gezegenin temel asaleti, bize, o gezegenle temsil edilen kişinin veya konunun ne denli yaptırım kabiliyeti olduğunu, becerilerini Y£ statüsünü gösterir. Tabii ki, bu tek başına yeterli değildir. Bunun için gezegenin yerleşimine de bakmamız gerekir. Genel olarak, asaletinde bulunan gezegenlerin güçlü ve olumlu bir tavır sergileyecekleri düşünülür.

2. Gezegenlerin Evler Üzerinde Etkisi

Gezegenler, içinde bulundukları evleri kendi karakteristik doğalarına göre etkilerler. Örneğin, 2. evde yerleşmiş olan Jüpiter'in parasal meseleler üstündeki etkisi, burada yerleşmiş olduğunu varsaydığımız Satürn'ün etkisinden farklıdır. Bu, gezegenin yerleştiği burçtan ayrı olarak, sadece gezegenin karakteristik doğasından kaynaklanır.

Jüpiter talihle bağlantılıdır ve bir haritada Jüpiter 2. evde (para evinde) bulunuyorsa, bu kişi finansla ilgili iyi ve fırsatlarla dolu bir hayat yaşar demektir. Tersi bir durumda, kötü şansla bağlantılı olan Satürn 2. evde bulunduğunda, bu, kişinin finans açısından sıkıntı çekeceği, kazanç elde etmek için çok çalışması gerektiği, biriktirmekte zorlandığı ve ister istemez harcamada bulunmak durumunda olduğu anlamına gelir.

Evlerin konulan, içlerinde yerleşmiş gezegenlere bağlı olarak değişmez kuşkusuz. Bir evde yerleşmiş bir gezegen olmasa da, o evin konulan yine aynıdır. Örneğin 7. ev, içinde gezegen olsa da olmasa da bire bir ilişkiler ile alakalıdır. Burada değişen şey, bu evin içindeki gezegenlerin veya ev boş ise bu evi yöneten gezegenlerin, ilişkiler konusunda kişiye nasıl bir şans, baht veya ne oranda başarı, kalıcılık ve bolluk verdikleridir. Gezegenler sayesinde, kişinin hayatının bir evle ilgili konularını hangi koşullarda tecrübe ettiği konusunda fikir sahibi oluruz.

Klasik astrolojide, bir evin veya olayın göstergesi seçilirken, o ev girişinde asalete sahip gezegenlerin Zodyak durumlarını, güçlerini sırayla gözden geçiririz. Bunu yapmaktaki amaç, asıl görevi üstlenecek olan gezegeni, yani göstergeyi seçmektir. Bu gezegen, tercihen iyi yerleşimde, iyi Zodyak durumunda ve kötücül gezegenlerden zarar görmemiş olmalı, yanık veya geri harekette olmamalıdır. Seçilen bu gezegen, görevini en iyi yapabilecek durumda olan gezegendir. Bu gezegenin iyicil bir gezegen olması ve doğusal (oryantal) olması tercih edilir. Bu işi en kötü yapabilecek gezegen ise, kötücül, asaletsiz, zararlı veya düşük durumda, yanık, kötücül gezegenlerden sert açı altında, geri harekette ve batısal (oksidental) durumda olan gezegendir.

3. Gezegenlerin Önem Sırası

Güneş ve Ay, en üstün olarak görülmüşlerdir. Güneş hayat veren ve Ay da onun ışığını yeryüzüne ileten gökcismi olarak, gökyüzünün kral ve kraliçeleri olarak görüldüler. Bu ikiliyi Işıklar olarak nitelendiriyoruz.

Ay'ın Dünyaya yakınlığı, Güneş'in ve diğer tüm gezegenlerin fazilet, meziyet ve etkilerini yeryüzüne iletir. Satürn ve Jüpiter, en uzak ve dolayısıyla en ağır hareket eden gezegenler olduklarından, Işıklar hariç, diğer gezegenlere üstün ve onlar üzerinde etkili görüldüler. Klasik astrolojide, bu iki gezegenin birleşmeleri (yaklaşık 20 yılda bir) çok önemli görülmüştür.

Yedi gezegen içerisinde, haritadaki durumu itibariyle en önemlisi, yükselen burcu yöneten gezegendir. Bu gezegen harita sahibinin temsilcisidir ve onu en derin şekliyle tanımlayan gezegendir. Harita sahibinin psikolojisini, sağlığını, tavırlarını ve dünyaya bakışını en belirgin biçimde etkileyen faktör, bu gezegenin doğası ve Zodyak konumudur.

4. Gezegenlerin Diziliş Sırası

Gezegenler belli bir sırayla dizilir: Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür, Ay. Bu sıralamaya Kaide Sıralaması denir. Gezegenler, Dünya dan uzaklıklarına göre sıralanırlar. Bu yüzden, Satürn'den başlarlar ve Ay ile son bulurlar. Tüm gezegenlerin üzerinde, Sabit Yıldızlar Küresi olarak adlandırılan sekizinci gökküresi yer alır. Sekizinci gökküresi, kendi başına hareket etme yetisine sahip değildir, ancak hareket ettirilebilir.

Genel kanıya göre, bu gök, dokuzuncu gökküresi olan Primim Mobile tarafından hareket ettirilmektedir. Latincede Birincil Hareketçi demek olan Primum Mobile, ya ilk neden olarak görülmekteydi ya da ilk neden tarafından hareket ettirilen gök olarak düşünülmekteydi. Morinus'un da paylaştığı gibi, eski dünya-merkezli bakış açısına göre, evren bir dizi eşmerkezli kristalimsi küreden meydana gelmektedir. Gezegenlerin her biri diğerine bağlıdır ve en dıştaki gezegen bazı güçlerin faaliyetleri aracılığıyla hareket etmekte ve hareketini daha içteki gezegenlere aktarmaktadır. Bu nedenle birincil hareketçi olarak adlandırılır, çünkü diğer gezegenleri hareket ettirir.

5. İç Ve Dış Gezegenler

Gezegenler, yörüngelerinin Güneş'ten mesafesine göre iki ana gruba ayrılır: İç gezegenler ve dış gezegenler. Güneş'ten uzaklaşmaya başladığımızda önce Merkür, Venüs, Dünya-Ay sistemi ve Mars gelir. Bunlar iç gezegenlerdir. Mars'tan sonra asteroitler-le dolu bir boşluk vardır ve sonra da dış gezegenler gelir: Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. İç gezegenlerin Zodyak'taki turları daha kısayken, dış gezegenlerin turları çok daha uzundur. İç ve dış gezegenleri birbirinden ayıran, asteroitler kuşağıdır. İç ve dış gezegenlerin boyutları ve kimyasal kompozisyonları da farklıdır. Dış gezegenler iç gezegenlere nazaran çok daha büyüktür. Bunun istisnası Plüton'dur. İç gezegenler daha yoğun ve kayalık iken dış gezegenler daha hafiftir ve gaz ya da sıvı maddelerden oluşmuştur.

Hızlı hareket ettikleri için farklı tarihlerde doğanların haritalarında farklı konumlarda bulunan iç gezegenler "kişisel gezegenler" olarak adlandırılır. Bunlar, bireysel egonun gelişimindeki sembolizmleri açısından da kişiseldirler. Güneş, bireyin ego gelişimini; Ay duygusal ihtiyaçlarını ve eğilimlerini, Merkür iletişim becerilerini, Venüs ilişki kurma yeteneğini, Mars kendini savunma ve harekete geçme tarzını temsil eder.

Ağır hareket eden ve bu yüzden farklı tarihlerde doğanlann haritalarında aynı burçta bulunma olasılığı daha fazla olan dış gezegenler, sosyal dünya ve evrensel prensiplerle ilgilidir. Jüpiter inanç ve etik değerleri, Satürn toplumsal kuralları ve düzeni temsil eder. Yani ikisi de bireyin kişisel yaşamından ziyade içinde bulunduğu sosyal çevrenin ve toplumun alışkanlık kalıplarına karşı yaklaşımlarını ifade eder. Uranüs, Neptün ve Plüton ise kişinin bir bütün olarak evren karşısındaki tutumunu ve aşkın deneyim düzeyleriyle ilişkisini tanımlar. Bu yüzden, bir harita içerisinde, bulundukları burçlardan ziyade, bulundukları evler ve açıları üzerinden değerlendirilirler.

6. Gezegenlerin Döngüleri

PLÜTON --> Bir turu 248 yıl sürer. Bir burçta 14-24 yıl kalır.

NEPTÜN --> Bir turu 168 yıl sürer. Bir burçta ortalama 14 yıl kalır.

URANÜS --Bir turu 84 yıl sürer. Bir burçta ortalama 7 yıl kalır.

SATÜRN --> Bir turu 29-30 yıl arasında sürer. Bir burçta ortalama 2,5 yıl kalır. Geri gitme süresi yaklaşık 5 aydır. 1 dereceyi ortalama 7-8 günde kat eder.

JÜPİTER --> Bir turu yaklaşık 12 yıl sürer. Her burçta ortalama 1 yıl kalır. Geri hareketi yaklaşık 4 ay sürer. 1 dereceyi ortalama 4-5 günde kat eder.

MARS --> Bir turu yaklaşık 22 ay sürer. Her burçta ortalama 2 ay kalır. İki yılda bir, 80 gün geri harekette seyreder. 1 dereceyi kat etmesi ortalama 2 gün sürer.

GÜNEŞ --> Bir turu 1 yıl sürer. Her burçta ortalama 30 gün kalır. Geri hareket etmez. 1 dereceyi 1 günde kat eder.

VENÜS --> Bir turu yaklaşık 224 gün sürer. Her burçta ortalama 25 gün kalır. Geri gitmesi yaklaşık 40-42 gün kadar sürer. 1 dereceyi ortalama 1 günde kat eder.

MERKÜR --> Bir burçta kalış süresi çok değişkendir. Hızlı hareket ettiğinde, bir burçta ortalama 15 gün kalır. Geri hareketi yaklaşık 20-24 gün sürer ve yılda ortalama üç ya da dört kez geri gider. 1 dereceyi 1 günden daha kısa sürede kat eder.

AY -- Bir turu yaklaşık 28 gün sürer. Bir burçta ortalama 2,5 gün kalır. Geri hareket etmez. 1 dereceyi ortalama 2 saatte kat eder.

7. Gezegenlerin Periyotları

Her gezegenin küçük, ortalama ve büyük periyotları vardır. Küçük periyot, bir gezegenin bir burcun aynı derecesiyle ya da en azından aynı burçla ikinci kez kavuşum yapması arasında geçen zaman periyodudur. Robert Zoller'in verdiği bilgilere göre, Satürn'ün küçük periyodu, Zodyak'taki yaklaşık turu kadar olan 30 yıldır. Jüpiter'in periyodu Zodyak'taki yaklaşık turu olan 12 yıldır. Mars'ın 15 yıllık döngüsü, Güneş ile yaptığı, Dünya'dan görülen iki günberi karşıtlığı arasındaki periyottur. Bu periyot, tam olarak 15 yıldan biraz daha fazladır ve aslında 15 yıl 8,75 gün sürer. Güneş'in 19 yıllık küçük periyodu, onun metonik döngüsüdür. Metonik döngü, her 19 yılda bir, Güneş ve Ay'ın, yılın aynı gününde, aynı derecede birbirleriyle aynı açıyı yapması durumudur.

Venüs'ün 8 yıllık asgari ya da minör yılları, Venüs'ün geri hareketleriyle gökyüzünde mükemmel bir beş köşeli yıldız oluşturması için geçen süredir; çünkü Venüs'ün başlangıç noktasının 2,5 derece yakınına geri dönmesi 8 yıl sürer. Merkür'ün 20 yıllık periyodu, aslında Merkür'ün yılın aynı zamanında, aynı Zodyak derecesine dönmesi için geçen 19 yıl 363 günlük süredir. Ay'ın minör yılları 25 yıldan oluşur ve bu periyot, yeniayların tekrar her yıl aynı zamanda ortaya çıkmaya başlamaları için geçen süredir ve aslında yaklaşık 24 yıl 360 gündür.

8. Gezegenlerin Doğaları

Gezegenler hakkında fikir edinmek için onları doğadaki elementlerle benzeştirebiliriz. Örneğin Güneş, görünüm itibariyle altın metaline benzetilebilir. Onu çevremizde görebileceğimiz maddi anlamda en değerli ve gösterişli maddeye benzetmek, onun hakkında bir şeyler öğrenmek için başlangıç noktamızdır.

Güneş, günümüzü aydınlatan, hayat veren, ama olumsuz etkilerine maruz kalındığında da hayatı sonlandırabilen özellikleriyle, diğer gökcisimlerinden daha etkilidir. O zaman, onu ülkeyi yöneten ve halkının istikbalinin ne olacağına karar veren bir krala benzetebiliriz. Güneş, gün boyu üzerimizdedir ve haliyle gökyüzünde en dikkat çeken şeydir. O zaman onu bir duygu olarak ben-merkezciliğe ve tüm dikkatleri üzerinde toplama arzusuna benzetebiliriz. Buradan Aslan burcu ile de bir bağlantı kurabiliriz. Güneş en sıcak gökcismidir ve Aslan burcundan geçmekte olduğunda (Temmuz-Ağustos), yılın en sıcak günlerini yaşarız. Güneş, eril gezegenlerdendir ve gündüz gezegenidir, sıcak ve kuru doğadadır; Aslan burcu da tüm bu özellikleri taşır. Güneş, yedi gezegenin tam ortasındadır, Aslan burcu da yaz sıcağının tam ortasını temsil eder.

Gezegenler hakkında tespitte bulunurken, öncelikle onların doğaları göz önüne alınmalıdır. Sonra, bu gezegenin, bu doğasını nasıl ortaya koyacağı incelenir. Bunu içinde bulunduğu burca göre belirleriz. Gezegenin doğası değişmez ancak doğasını nasıl ortaya koyacağı, bir burçtaki konumuyla belirlenir. Örneğin, Merkür'ün Kova burcunda yerleşimde olduğu zamanki nitelikleri, doğasını ortaya koyuş tarzı ve gayesi, Balık burcunda yerleşimde olduğu durumdan farklı olur. İki konumda da Merkür-sel bir doğa dışavurur ama bu doğanın nasıl ve hangi amaçla kullanılacağı Merkür'ün hangi burçta yer aldığıyla belirlenir.

ikinci olarak, gezegenin diğer gezegenlerden aldığı açılardan nasıl etkilendiği göz önüne alınmalıdır. Örneğin, Kova burcundaki Merkür, Satürn ile açı yaptığında başka, Jüpiter ile açı yaptığında başka niteliktedir. Zaten diğer gezegenlerden farklı olarak Merkür'ün doğası, açı veya kavuşum yaptığı gezegenlerden etkilenir.

Gezegenler, burçlarda, evlerin bağlamlarına göre hareket eder. Burçların anlamları akla uygundur ve kolayca anlaşılabilir. Ama gezegenler, doğası ve varlığı insan bilincinin sınırını aşan ve basitçe anlaşılamayan evrensel varlıklardır. Bunu anlamak için, eski astrologların onları etkilerine göre nasıl sınıflandırdıklarını, doğalarını ve doğada nelere tekabül ettiklerini, doğalarının ve varlıklarının kaynağını anlamak gerekir.

Aşağıda gezegenlerin olumlu ve olumsuz yönleri klasik dönem astrologlardan bu yana verilmiş olan bilgiler ışığında anahtar sözcüklerle ele alınmıştır. Olumlu veya olumsuz derken kast edilen, gezegenin içinde bulunduğu burçta veya evde ne denli rahat ettiği, açılarının olumlu veya olumsuz olması durumudur. Bulunduğu burçta doğası gereği rahat etmeyen, yine doğasına uygun olmayan bir evde rahatsız durumda bulunan ve aldığı olumsuz açılar nedeniyle doğasını dengesiz sergileyen bir gezegen olumsuz yönlerini vurgular. Tam tersi durumdaki gezegen ise olumlu yönlerini vurgular. Klasik astroloji kurallarına göre; yanık, geri harekette, Güney Ay Düğümü ile kavuşumda olan bir gezegen de doğasının olumlu yönlerinden ziyade olumsuz ya da dengesiz yönlerini ortaya çıkarmaya eğilimlidir.